![]() |
NLP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NLP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Temmuz 2017 Çarşamba
NLP ve İLETİŞİM
Etiketler:
7 38 55 kuralı,
dış ses,
duyu keskinliği,
iç ses,
iletişim,
kalibrasyon,
mikro ifadeler,
NLP,
rota gelisim,
rota gelişim,
rotagelisim,
rotagelişim,
uyumlanma,
www.rotagelisim.com.tr
12 Mayıs 2017 Cuma
İletişimi Daha Anlamlı Hale Getiren Bir Kavram: TEMSİL SİSTEMLERİ
Temsil, eylemler ya da nesneler için oluşturulan bir yapı, bir obje için söylenen kelime, bir problem durumunu tanımlayan cümle, durumları gösteren bir şema, bir manzara için bir resim olarak tanımlanabilir.
Temsiller,
kişilerin kendileriyle ve başkalarıyla olan iletişiminde ve öğrenme sürecinde
önemli bir yer tutar. Her insanın davranış kalıbı ve çevrelerini algılama
biçimleri, sahip oldukları farklı temsil sistemlerinden dolayı farklıdır. Kişinin kendisiyle
ve başkalarıyla kurduğu iletişim, sahip olduğu temsil sistemi aracılığıyla
yapılır.
Etiketler:
dokunsal,
görsel,
iletişim,
işitsel,
koçluk,
kokusal,
neuro linguistic programming,
NLP,
rotagelisim,
rotagelişim,
tatsal,
temsil sistemleri,
www.rotagelisim.com.tr,
yaşam koçluğu
11 Ocak 2017 Çarşamba
Bir Başarı Öyküsü: Hayata Sıfırın Altında Başlamak
Bir duvarcı
ustasının 23 çocuğundan birisiydi. 5 Haziran 1932’de doğduğunda beyin felci
teşhisi konmuştu. Yirmi iki kardeşinden on yedisi yaşadı, bunların dördü de
bebekken öldü. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşamıyor ve hareketlerini
kontrol edemiyordu, sol ayağı hariç.
Fakat bu aciz,
dili dışarı sarkan bebekten ne olabilirdi ki?
Bebekte bir
acayiplik olduğunu ilk annesi fark etti. O zaman dört aylıktı. Bebeği beslemeye
çalıştığında kafasının arkaya düştüğünü gördü.
Boynunun arkasına
elini koyup kafasını sabit tutarak bunu düzeltmeye çalıştı. Fakat elini çektiği
anda bebeğin başı tekrar arkaya düşüyordu. Bu ilk uyarı işaretiydi. Bebek
büyüdükçe diğer eksikliklerin de farkına vardı.
Ellerinin
neredeyse sürekli olarak sımsıkı kapalı olduğunu ve arkaya doğru büküldüğünü
gördü. Çenesi o küçük yaşta bile sımsıkı kapalı olduğundan ve biberonun ağzını
kavrayamadığından, ağzını açmak onun için imkânsızdı.
Aniden yumuşayıp gevşeyen ağzı bir tarafa
kayıyordu. Altı aylıkken etrafında bir yastık dağı olmadan oturamıyordu. Bundan
çok endişelenen annesi korkularını babasına açtı ve daha fazla gecikmeden tıbbi
yardım almaya karar verdiler. Bebeği hastanelere ve kliniklere taşımaya başladıklarında
bir yaşını geçmişti. Onda bir gariplik olduğundan emindiler, anlayamadıkları
bir gariplik... Bebeği gören ve muayene eden doktorlar, onu çok ilginç ve
ümitsiz bir vaka olarak değerlendirdiler.
Çoğu nazik bir biçimde anneye çocuğunun
beyinsel olarak özürlü olduğunu ve öyle kalacağını söyledi. Beş sağlıklı çocuk
büyüten genç bir anne için bu çok ağır bir darbeydi. Doktorlar kendilerinden o
kadar emindiler ki, annenin inancı onlara küstahlık gibi geliyordu. Bebek için
hiçbir şey yapılamayacağını söylediler. Tedavi edilemez ve umutsuz olduğu gerçeğini
anne kabul etmemişti. Doktorların söylediği gibi bir embesil olduğuna inanmamıştı.
Vücudunun özürlü olmasına rağmen zekâsının normal olduğuna dair inancını
destekleyecek en ufak bir kanıt da yoktu.
Bundan sonra onu bir insan olduğunu
unutarak besleyip, yıkayıp bir kenara kaldırılacak bir şey olarak algılanması
gerektiği vurgulanınca, anne olayların kontrolünü ele aldı. Bebek ailenin bir
parçasıydı. Her ne kadar aptal ve aciz olarak büyüse de, ona diğerlerine
davrandığı gibi davranmaya, misafir geldiğinde arka odada kalan ve adı geçmeyen
“acayip bir şey” olarak değerlendirmemeye karar verdi. Bu annenin yapacağı
bütün savaşlarda ona destek olacağı ve yenildiğinde ona güç vereceği anlamına
geliyordu.
Veee... “Sol ayağın keşfedilişi”
Bir köşede kardeşleri,
önlerinde yırtık pırtık okul kitaplarıyla oturuyorlardı. Parlak sarı bir tebeşirle
bir tahtaya yazıyorlardı. Onu öylesine çeken şey bir tebeşirdi... Kardeşinin
yaptığı şeyi yapmak için aniden çok büyük bir istek duydu. Derken ne yaptığını
düşünmeden uzandı ve tebeşiri kız kardeşinin elinden sol ayağıyla aldı. Bunu
yaparken neden sol ayağını kullandığını bilmiyordu. Kardeşinin elinden sol ayağı
ile kabaca alışı ve tahtaya karalayışıyla evdeki herkesin bakışları onun
üzerinde yoğunlaştı.
Anne her zaman
yaptığı gibi önüne gelerek eğildi. “Sana bununla ne yapılacağını göstereceğim
Chris” dedi. Kardeşinden yeni bir tebeşir aldı ve yere “A” harfi çizdi ve
Chris’ten bunu kopya etmesini istedi. Ancak o yapamadı. Etrafında ona dönük,
donmuş, gergin, sabırsız mucize bekleyen yüzler vardı. Bir deneme daha yapamadı.
Vazgeçmek istedi. “Siz olsanız ne yapardınız?” Anne elini çocuğunun omzuna
koydu, yine denedi ve sonunda biraz şekilsizdi; ama yapmıştı, bu “A” harfiydi.
Kafasını çevirdi.
Annenin yanaklarından
süzülen yaşlar... Başarmıştı...
Zihninde kendisini
ifade etme şansını verecek olay başlamıştı. Doğru, dudaklarıyla konuşamıyordu;
fakat yazarak iletişim kuruyordu. Ayakkabı veya başka bir şey yoktu ayağında.
Ne zaman ayağına bir şeyler giydirilse, aynı hızla çıkarıyordu. Annesi, çorap
veya ayakkabı giydirdiğinde normal bir insanın elleri arkasında bağlandığında
duyduklarını hissediyordu.
Anne, onun diğerleri gibi okula
göndermesinin imkânsız olduğunu biliyor, ona nasıl yardımcı olacağı konusunda
endişeleniyordu. Çünkü zihinsel durumunun normal olduğundan emin olmasına rağmen,
cahil olarak büyümesinden, fiziksel dezavantajına bir de zihinsel dezavantajın ekleneceğinden
korkuyordu. Büyüdüğünde ona getireceği şeyleri düşünüyordu sadece. Okula
gidemediği için de eksikliklerinin sonuçlarını azaltmak için elinden geleni yapıyordu...
Bütün çabaları sonucu önemli bir aşama
kaydetmişti, annesi ona döndü ve elini başına koyarak gülümsedi. Yazmayı öğrendiği
kelime şuydu: A-N-N-E.
Hayat, acı vermeye başlamıştı. Şimdi tam
on yaşında, yürüyemeyen, konuşamayan, kendi başına yemek yiyemeyen veya
giyinemeyen bir çocuktu.
Acizdi; ama ne kadar aciz olduğunu şimdi
anlamaya başlamıştı.
Kendisi hakkında hala hiçbir şey
bilmiyordu. Onu diğerlerinden farklı yapan şeyin ne olduğunu ve nedenini
anlayamıyordu. Bildiği tek şey; konuşamadığı, futbol oynayamadığı, ağaca çıkamadığı
veya başkalarının yaptığı hiçbir şeyi kendi başına yapamadığı idi. Sadece
hissediyordu.
Ellerine baktı.
Bükülmüş, yamuk parmaklı, eğri, garip ellerdi. Hiçbir zaman sabit durmayan,
sürekli kıpırdayıp titreyen, insan elinden çok kıvrılmış iki yılana benzer
eller. O ellerin görüntüsünden, aynada gördüğü o sallanan kafadan ve bir kenarı
sarkmış ağızdan nefret etmeye, böylece aynadan da nefret etmeye ve korkmaya başladı.
Yabancı biri yanından geçtiğinde yüzünü saklıyordu. Fakat önce yüzüne, sonra
ellerine bakıp gözden kaybolana kadar kendisine dönüp bakmaları gözünden kaçmıyordu.
Annesinin inancı,
onun da kendisine inanması sağladı. Sonuçta okumayı, yazmayı, resim yapmayı ve
nihayet sol ayağının parmağı ile daktilo yazmayı öğrendi. Yıllar sonra İrlanda
edebiyatının devleri arasında yer alacak bir yazardı o. Christy Brown...
Günlerin İçinden isimli bir otobiyografik romanın; Parlak Meslek, Yaz Üzerinde
Gölge ve Vahşi Zambaklar isimli kitapların sahibi. Şiirlerini de Toplu Şiirler’de
derledi.
Umudunuzun tükendiğini
zannettiğinizde CHRISTY BROWN’un hayatını hatırlayabilir ve hayatınızda yepyeni
bir ışık ortaya çıkarabiliriz.
Yapmamız gereken
tek şey gücümüzün farkına varmaktır…
Kaynak: Herkes İçin NLP, Cemal Kondu.
29 Kasım 2016 Salı
İletişimde Etkileyiciliğin Sırrı: Hipnotik Dil Kalıpları
Milton Modeli, Richard
Bandler ve John Grinder‘in hipnoterapist Milton Erickson’u modellemesiyle
ortaya çıkmıştır.
Erickson, geleneksel psikoterapi ve hipnoterapinin kullandığı yaklaşımların dışına çıkmış, hastanın emir cümleleriyle hipnotize edilmesi yerine dolaylı telkinlerde bulunmuştur. Dolaylı telkinlerin bilinç tarafından fark edilemediğini, ancak bilinçaltını etkilediğini bulgulayan Erickson, telkinlerini ses tonundaki değişimlerle metafor ve hikayeler içine gizlemiş ve bilinçaltının ilgili gizli emirlere tepki verdiğini görmüştür.
Erickson, geleneksel psikoterapi ve hipnoterapinin kullandığı yaklaşımların dışına çıkmış, hastanın emir cümleleriyle hipnotize edilmesi yerine dolaylı telkinlerde bulunmuştur. Dolaylı telkinlerin bilinç tarafından fark edilemediğini, ancak bilinçaltını etkilediğini bulgulayan Erickson, telkinlerini ses tonundaki değişimlerle metafor ve hikayeler içine gizlemiş ve bilinçaltının ilgili gizli emirlere tepki verdiğini görmüştür.
26 Aralık 2015 Cumartesi
GEŞTALT Terapide Diyaloğun Kullanımı ve Bir Örnek Çalışma
Geştalt yaklaşımında dirençle ilgili olarak yapılan çalışmaların amacı, danışanın dirençlerini fark etmesi ve bunlarla ilgili sorumluluklarını üstlenmesidir.
25 Aralık 2015 Cuma
En Keyifli Kariyer Planı: İSTEK YÖNETİMİ
Kariyer kavramı bir çok insan için yüksek maaş, düzenli iş saatleri, rahat çalışma ortamı, yöneticiliğe giden zahmetli yol ve benzer şeyler ifade ediyor.
Etiketler:
insan kaynakları yönetimi,
istek,
istek yönetimi,
kariyer,
kariyer planlama,
kariyer yönetimi,
koçluk,
life,
mutluluk,
NLP,
rota gelişim,
yaşam,
yaşam koçluğu,
yetkinlik,
yetkinlik bazlı mülakat
23 Aralık 2015 Çarşamba
Zamanla Farklı Bakış Açıları Geliştiririz...
Başarılı olacağınızı kesinlikle bilseydiniz
ya da güneşin doğması kadar emin olsaydınız ve istediğinizi duruma ulaşacağınıza
garanti verebilseydiniz ne yapardınız? Hayatınızdan memnun musunuz, yoksa
hayalleriniz ve istekleriniz doğrultusunda değişiklikler yapmayı istiyor
musunuz? Kaderiniz mi sizi yönlendiriyor, yoksa başkalarının elinde oyuncak mısınız?
22 Aralık 2015 Salı
21 Aralık 2015 Pazartesi
MOBBING: İşyerinde Psikolojik Taciz
İşyerinde psikolojik taciz ya da İngilizce söyleniş şekliyle mobbing, çalışma
yaşamının var oluşundan bu yana yaşanan, ancak insan doğasının gereğinden
ötürü açığa çıkarmaktan kaçınılan, adeta bilinmezden gelinen karmaşık, çok
boyutlu ve çok disiplinli bir konudur.
17 Aralık 2015 Perşembe
Suçlu Kim - Suç Psikolojisi
Kriminoloji ya da suç bilimi suçun açıklamasını yapan, suçlu davranışın nedenlerini inceleyen, suçun önlenmesi ve suçlulukla mücadele ile ilgilenen bir bilimsel öğretidir.
11 Aralık 2015 Cuma
TÜM ANNELER İÇİN...
Olur olmaz her şeye ağlayan Anne, kocasının ölüm
haberini aldığında evi badana ediyordu... Elinde badana fırçası, olduğu yere çöktü kaldı...
9 Aralık 2015 Çarşamba
7 Aralık 2015 Pazartesi
KİMİN DOĞRUSU EN DOĞRU ?
"Vaktin birinde padişahın biri bir rüya görmüş. Rüyada denizin
dibinde geziniyormuş. Uzakta dev bir karaltı fark etmiş. Karaltı
ona seslenmiş;
6 Aralık 2015 Pazar
NLP : Nöro Linguistik Programlama
“Fabrika sireni ve trompet karışımı tuhaf bir ses çıkarır.”
“Çok büyük… neredeyse bir kamyon büyüklüğünde!”
5 Aralık 2015 Cumartesi
ÖRDÜĞÜNÜZ DUVARLARI YIKMA ZAMANI !
Birçok insan hayatında kendisini sınırlayan düşünceleri, inançları hedeflere ulaşma sürecinde bir duvar gibi önlerine koyuyor. Bu düşünceler, inançlar bizi hep aynı yerde saymaya mahkum ediyor.
2 Aralık 2015 Çarşamba
RİSK ALMAK YA DA ALMAMAK - BÜTÜN MESELE BU !
Risk bazen diğer kişilerin yapmaya cesaret edemediği şeyleri yapmak, bu yolda karşılaşabileceğimiz tehlikeleri ve engelleri göze almaktır. Bazen de bir amaç uğruna elimizde bulunan şeylerden, belki de hepsinden feragat edebilmektir. Burada önemli ve kendimize sormamız gereken soru şu: "Her şeyin bir riski var. Peki biz bu riski ne kadar göze alıyoruz?"
27 Kasım 2015 Cuma
Empati Nedir?
EMPATİ NEDİR?
Empati veya eşduyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.
26 Kasım 2015 Perşembe
İnsanları Tanıma Konusunda Meta Programların Etkisi
İnsanların aynı olaylar karşısında farklı tepkiler vermeleri birçok insan için karşılarındaki kişiyi anlama konusunda zorlayıcı bir durumdur. Tepkiler arasındaki farklılıkların temel nedeni meta programlarının farklı olmasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














