NLP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NLP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2017 Çarşamba

NLP ve İLETİŞİM

Mikro İfadeler

İletişim, iç seslerin dış seslere aktarılarak, en az iki kişi arasında ifade bulması ve sözsüz dışavurumlarla (beden dili – ses tonu) desteklenmesi sürecidir. İyi kurulan bir iletişim kişisel performansı etkin kılar.

12 Mayıs 2017 Cuma

İletişimi Daha Anlamlı Hale Getiren Bir Kavram: TEMSİL SİSTEMLERİ

NLP

Temsil, eylemler ya da nesneler için oluşturulan bir yapı, bir obje için söylenen kelime, bir problem durumunu tanımlayan cümle, durumları gösteren bir şema, bir manzara için bir resim olarak tanımlanabilir.
Temsiller, kişilerin kendileriyle ve başkalarıyla olan iletişiminde ve öğrenme sürecinde önemli bir yer tutar. Her insanın davranış kalıbı ve çevrelerini algılama biçimleri, sahip oldukları farklı temsil sistemlerinden dolayı farklıdır. Kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu iletişim, sahip olduğu temsil sistemi aracılığıyla yapılır.

11 Ocak 2017 Çarşamba

Bir Başarı Öyküsü: Hayata Sıfırın Altında Başlamak

nlp


Bir duvarcı ustasının 23 çocuğundan birisiydi. 5 Haziran 1932’de doğduğunda beyin felci teşhisi konmuştu. Yirmi iki kardeşinden on yedisi yaşadı, bunların dördü de bebekken öldü. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşamıyor ve hareketlerini kontrol edemiyordu, sol ayağı hariç.

Fakat bu aciz, dili dışarı sarkan bebekten ne olabilirdi ki?

Bebekte bir acayiplik olduğunu ilk annesi fark etti. O zaman dört aylıktı. Bebeği beslemeye çalıştığında kafasının arkaya düştüğünü gördü.

Boynunun arkasına elini koyup kafasını sabit tutarak bunu düzeltmeye çalıştı. Fakat elini çektiği anda bebeğin başı tekrar arkaya düşüyordu. Bu ilk uyarı işaretiydi. Bebek büyüdükçe diğer eksikliklerin de farkına vardı.

Ellerinin neredeyse sürekli olarak sımsıkı kapalı olduğunu ve arkaya doğru büküldüğünü gördü. Çenesi o küçük yaşta bile sımsıkı kapalı olduğundan ve biberonun ağzını kavrayamadığından, ağzını açmak onun için imkânsızdı.

Aniden yumuşayıp gevşeyen ağzı bir tarafa kayıyordu. Altı aylıkken etrafında bir yastık dağı olmadan oturamıyordu. Bundan çok endişelenen annesi korkularını babasına açtı ve daha fazla gecikmeden tıbbi yardım almaya karar verdiler. Bebeği hastanelere ve kliniklere taşımaya başladıklarında bir yaşını geçmişti. Onda bir gariplik olduğundan emindiler, anlayamadıkları bir gariplik... Bebeği gören ve muayene eden doktorlar, onu çok ilginç ve ümitsiz bir vaka olarak değerlendirdiler.

Çoğu nazik bir biçimde anneye çocuğunun beyinsel olarak özürlü olduğunu ve öyle kalacağını söyledi. Beş sağlıklı çocuk büyüten genç bir anne için bu çok ağır bir darbeydi. Doktorlar kendilerinden o kadar emindiler ki, annenin inancı onlara küstahlık gibi geliyordu. Bebek için hiçbir şey yapılamayacağını söylediler. Tedavi edilemez ve umutsuz olduğu gerçeğini anne kabul etmemişti. Doktorların söylediği gibi bir embesil olduğuna inanmamıştı. Vücudunun özürlü olmasına rağmen zekâsının normal olduğuna dair inancını destekleyecek en ufak bir kanıt da yoktu.

Bundan sonra onu bir insan olduğunu unutarak besleyip, yıkayıp bir kenara kaldırılacak bir şey olarak algılanması gerektiği vurgulanınca, anne olayların kontrolünü ele aldı. Bebek ailenin bir parçasıydı. Her ne kadar aptal ve aciz olarak büyüse de, ona diğerlerine davrandığı gibi davranmaya, misafir geldiğinde arka odada kalan ve adı geçmeyen “acayip bir şey” olarak değerlendirmemeye karar verdi. Bu annenin yapacağı bütün savaşlarda ona destek olacağı ve yenildiğinde ona güç vereceği anlamına geliyordu.

Veee... “Sol ayağın keşfedilişi”

Bir köşede kardeşleri, önlerinde yırtık pırtık okul kitaplarıyla oturuyorlardı. Parlak sarı bir tebeşirle bir tahtaya yazıyorlardı. Onu öylesine çeken şey bir tebeşirdi... Kardeşinin yaptığı şeyi yapmak için aniden çok büyük bir istek duydu. Derken ne yaptığını düşünmeden uzandı ve tebeşiri kız kardeşinin elinden sol ayağıyla aldı. Bunu yaparken neden sol ayağını kullandığını bilmiyordu. Kardeşinin elinden sol ayağı ile kabaca alışı ve tahtaya karalayışıyla evdeki herkesin bakışları onun üzerinde yoğunlaştı.

Anne her zaman yaptığı gibi önüne gelerek eğildi. “Sana bununla ne yapılacağını göstereceğim Chris” dedi. Kardeşinden yeni bir tebeşir aldı ve yere “A” harfi çizdi ve Chris’ten bunu kopya etmesini istedi. Ancak o yapamadı. Etrafında ona dönük, donmuş, gergin, sabırsız mucize bekleyen yüzler vardı. Bir deneme daha yapamadı. Vazgeçmek istedi. “Siz olsanız ne yapardınız?” Anne elini çocuğunun omzuna koydu, yine denedi ve sonunda biraz şekilsizdi; ama yapmıştı, bu “A” harfiydi. Kafasını çevirdi.

Annenin yanaklarından süzülen yaşlar... Başarmıştı...

Zihninde kendisini ifade etme şansını verecek olay başlamıştı. Doğru, dudaklarıyla konuşamıyordu; fakat yazarak iletişim kuruyordu. Ayakkabı veya başka bir şey yoktu ayağında. Ne zaman ayağına bir şeyler giydirilse, aynı hızla çıkarıyordu. Annesi, çorap veya ayakkabı giydirdiğinde normal bir insanın elleri arkasında bağlandığında duyduklarını hissediyordu.

Anne, onun diğerleri gibi okula göndermesinin imkânsız olduğunu biliyor, ona nasıl yardımcı olacağı konusunda endişeleniyordu. Çünkü zihinsel durumunun normal olduğundan emin olmasına rağmen, cahil olarak büyümesinden, fiziksel dezavantajına bir de zihinsel dezavantajın ekleneceğinden korkuyordu. Büyüdüğünde ona getireceği şeyleri düşünüyordu sadece. Okula gidemediği için de eksikliklerinin sonuçlarını azaltmak için elinden geleni yapıyordu...

Bütün çabaları sonucu önemli bir aşama kaydetmişti, annesi ona döndü ve elini başına koyarak gülümsedi. Yazmayı öğrendiği kelime şuydu: A-N-N-E.

Hayat, acı vermeye başlamıştı. Şimdi tam on yaşında, yürüyemeyen, konuşamayan, kendi başına yemek yiyemeyen veya giyinemeyen bir çocuktu.

Acizdi; ama ne kadar aciz olduğunu şimdi anlamaya başlamıştı.

Kendisi hakkında hala hiçbir şey bilmiyordu. Onu diğerlerinden farklı yapan şeyin ne olduğunu ve nedenini anlayamıyordu. Bildiği tek şey; konuşamadığı, futbol oynayamadığı, ağaca çıkamadığı veya başkalarının yaptığı hiçbir şeyi kendi başına yapamadığı idi. Sadece hissediyordu.

Ellerine baktı. Bükülmüş, yamuk parmaklı, eğri, garip ellerdi. Hiçbir zaman sabit durmayan, sürekli kıpırdayıp titreyen, insan elinden çok kıvrılmış iki yılana benzer eller. O ellerin görüntüsünden, aynada gördüğü o sallanan kafadan ve bir kenarı sarkmış ağızdan nefret etmeye, böylece aynadan da nefret etmeye ve korkmaya başladı. Yabancı biri yanından geçtiğinde yüzünü saklıyordu. Fakat önce yüzüne, sonra ellerine bakıp gözden kaybolana kadar kendisine dönüp bakmaları gözünden kaçmıyordu.

Annesinin inancı, onun da kendisine inanması sağladı. Sonuçta okumayı, yazmayı, resim yapmayı ve nihayet sol ayağının parmağı ile daktilo yazmayı öğrendi. Yıllar sonra İrlanda edebiyatının devleri arasında yer alacak bir yazardı o. Christy Brown... Günlerin İçinden isimli bir otobiyografik romanın; Parlak Meslek, Yaz Üzerinde Gölge ve Vahşi Zambaklar isimli kitapların sahibi. Şiirlerini de Toplu Şiirler’de derledi.

Umudunuzun tükendiğini zannettiğinizde CHRISTY BROWN’un hayatını hatırlayabilir ve hayatınızda yepyeni bir ışık ortaya çıkarabiliriz.

Yapmamız gereken tek şey gücümüzün farkına varmaktır…



Kaynak: Herkes İçin NLP, Cemal Kondu.


29 Kasım 2016 Salı

İletişimde Etkileyiciliğin Sırrı: Hipnotik Dil Kalıpları

hipnotik dil kalıpları

Milton Modeli, Richard Bandler ve John Grinder‘in hipnoterapist Milton Erickson’u modellemesiyle ortaya çıkmıştır.

Erickson, geleneksel psikoterapi ve hipnoterapinin kullandığı yaklaşımların dışına çıkmış, hastanın emir cümleleriyle hipnotize edilmesi yerine dolaylı telkinlerde bulunmuştur. Dolaylı telkinlerin bilinç tarafından fark edilemediğini, ancak bilinçaltını etkilediğini bulgulayan Erickson, telkinlerini ses tonundaki değişimlerle metafor ve hikayeler içine gizlemiş ve bilinçaltının ilgili gizli emirlere tepki verdiğini görmüştür.

26 Aralık 2015 Cumartesi

GEŞTALT Terapide Diyaloğun Kullanımı ve Bir Örnek Çalışma




Geştalt yaklaşımında dirençle ilgili olarak yapılan çalışmaların amacı, danışanın dirençlerini fark etmesi ve bunlarla ilgili sorumluluklarını üstlenmesidir. 

23 Aralık 2015 Çarşamba

Zamanla Farklı Bakış Açıları Geliştiririz...





Başarılı olacağınızı kesinlikle bilseydiniz ya da güneşin doğması kadar emin olsaydınız ve istediğinizi duruma ulaşacağınıza garanti verebilseydiniz ne yapardınız? Hayatınızdan memnun musunuz, yoksa hayalleriniz ve istekleriniz doğrultusunda değişiklikler yapmayı istiyor musunuz? Kaderiniz mi sizi yönlendiriyor, yoksa başkalarının elinde oyuncak mısınız?

21 Aralık 2015 Pazartesi

MOBBING: İşyerinde Psikolojik Taciz





İşyerinde psikolojik taciz ya da İngilizce söyleniş şekliyle mobbing, çalışma yaşamının var oluşundan bu yana yaşanan, ancak insan doğasının gereğinden ötürü açığa çıkarmaktan kaçınılan, adeta bilinmezden gelinen karmaşık, çok boyutlu ve çok disiplinli bir konudur.

17 Aralık 2015 Perşembe

Suçlu Kim - Suç Psikolojisi



Kriminoloji ya da suç bilimi suçun açıklamasını yapan, suçlu davranışın nedenlerini inceleyen, suçun önlenmesi ve suçlulukla mücadele ile ilgilenen bir bilimsel öğretidir.

11 Aralık 2015 Cuma

TÜM ANNELER İÇİN...



Olur olmaz her şeye ağlayan Anne, kocasının ölüm haberini aldığında evi badana ediyordu... Elinde badana fırçası, olduğu yere çöktü kaldı... 

7 Aralık 2015 Pazartesi

KİMİN DOĞRUSU EN DOĞRU ?



"Vaktin birinde padişahın biri bir rüya görmüş. Rüyada denizin dibinde geziniyormuş. Uzakta dev bir karaltı fark etmiş. Karaltı ona seslenmiş;

6 Aralık 2015 Pazar

5 Aralık 2015 Cumartesi

ÖRDÜĞÜNÜZ DUVARLARI YIKMA ZAMANI !



Birçok insan hayatında kendisini sınırlayan düşünceleri, inançları hedeflere ulaşma sürecinde bir duvar gibi önlerine koyuyor. Bu düşünceler, inançlar bizi hep aynı yerde saymaya mahkum ediyor.

2 Aralık 2015 Çarşamba

RİSK ALMAK YA DA ALMAMAK - BÜTÜN MESELE BU !





Risk bazen diğer kişilerin yapmaya cesaret edemediği şeyleri yapmak, bu yolda karşılaşabileceğimiz tehlikeleri ve engelleri göze almaktır. Bazen de bir amaç uğruna elimizde bulunan şeylerden, belki de hepsinden feragat edebilmektir. Burada önemli ve kendimize sormamız gereken soru şu: "Her şeyin bir riski var. Peki biz bu riski ne kadar göze alıyoruz?"

27 Kasım 2015 Cuma

Empati Nedir?

EMPATİ NEDİR?


Empati veya eşduyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.

26 Kasım 2015 Perşembe

İnsanları Tanıma Konusunda Meta Programların Etkisi



İnsanların aynı olaylar karşısında farklı tepkiler vermeleri birçok insan için karşılarındaki kişiyi anlama konusunda zorlayıcı bir durumdur. Tepkiler arasındaki farklılıkların temel nedeni meta programlarının farklı olmasıdır.